30 Aralık 2014 Salı

TANITIM. DUYURU VE BİLGİ :: KAMUOYUNA DUYURULUR CUMHURİYET BİRLİK PARTİSİ KURULUŞ BİLDİRGESİ

KAMUOYUNA DUYURULUR
CUMHURİYET BİRLİK PARTİSİ 
KURULUŞ BİLDİRGESİ
Adı: Cumhuriyet Birlik Partisi
Kısaltma: CBP
Renkler: Kırmızı beyaz
Kurucu: Doğan Yazıcı
Kuruluş tarih: 17 KASIM 2014
İdeoloji: Cumhuriyetçilik, Laiklik, Demokrasi, Ulusalcılık, Eşitlikçilik, Feminizm, Çevrecilik.
Siyasi pozisyon: Merkez Sol

Bizler ; Kurtuluş Mücadelesi ile Varoluş Mücadelesi Vermiş Olan İnsanların Torunlarıyız. Ülkemiz üzerinde karamsarlık hakim. Mevcut siyasi partilerin hiçbirisinin ülke üzerinde oluşan bu karamsarlığı bertaraf edemeyeceği görülmektedir. Ülkenin sürüklendiği bu güvensizlik ortamından çıkış yolunun Cumhuriyet ve Kazanımlarının yeniden özümsenerek, 100. yılı yaklaşırken Cumhuriyeti yeniden inşa etmek olduğu kanaatini taşımaktayız. Bu yüzden " CUMHURİYET BİRLİK PARTİSİ`ni " kurduk..
Her dinden, her dilden ve değişik milletlerden insanların bir kültür hazinesine dönüştürdüğü bu topraklar, zulme ve işgale karşı her zaman karşı koymuştur. Şanlı tarihi eşsiz zaferlerle dolu olan bu insanlar bu topraklarda, huzur ve barış ortamında, kardeşçe yaşamayı hak etmektedir. Odağına İnsan, Yurt ve Cumhuriyet sevgisini koyduğumuz bu partiyi kurduk..
Zihniyetleri, birbirinin aynı olan partilerden medet umduk. Hep birileri gelir düzeltir dedik. Ama o birileri hiç gelmedi, gelmeyecekti. Ve Biz, o birilerinin kendimiz olduğunu fark ettik. Hepimiz artık biliyoruz ki, siyasetten uzak durmamız, şu an yaşadığımız çarpık ve haksız düzenin oluşmasına yol açtı. Sorumluluk almadık, seçtiklerimizden hesap sormadık..
Hepimizin birbirimizden farklı siyasi ve ideolojik düşüncelerimiz var. Zaten bu durum Cumhuriyetin ve Özgürlükçü Demokrasinin bir gereğidir ve çok da doğaldır. Nasıl ki bu farklılıklarımıza rağmen Cumhuriyet, Özgürlük, Demokrasi ve insan haklarına olan inancımız bizleri bir araya getirdiyse, bundan sonra da, siyasi kimliklerimizi ortak değerler etrafında birleştirerek, siyasi bir güç oluşturmamız gerektiğine inandığımız için bu partiyi kurduk..
Doğan YAZICI
Cumhuriyet Birlik Partisi Kurucu Başkanı
Partimiz; “DİN, DİL, IRK, MEZHEP, CİNSİYET ve İDEOLOJİ” gibi, farklılıkları, insani değerlerin önüne çıkarmayan, aksine “CUMHURİYET, ÖZGÜRLÜK, DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI, ADALET ve BAĞIMSIZLIK” gibi, tüm insanlığın ortak değerlerini, en kutsal değerler olarak kabul eden kuruculardan oluşmaktadır.
Cumhuriyet Birlik Partisi ; Tıpkı ülkemiz gibi, farklı kültürlerin, farklı düşüncelerin bir arada bulunduğu, “MERKEZ ÜSTÜ” bir partidir. Rakibimiz çarpık siyasi yapı ve dolayısı ile onun yaratmış olduğu sistemdir.
Arkamızda, hiçbir güç, sermaye, lobi, kurum veya kuruluş yoktur. Lider Partisi olmayacağız. İnanan insanların mevcut düzene karşı tabandan başlattığı hareket neticesinde oluşan Partimiz, bir Başkan tarafından değil, Parti Meclisimiz tarafından yönetilecektir. Amacı Cumhuriyet ve kazanımlarını korumak ve yeniden tesis etmek olan partimiz, tamamen bir Halk partisidir..
Demokratik olduğunu söyleyen tüm partilerin yapılarını anlamak için parti tüzüklerine bakılması yeterlidir. Daha kendi içlerinde demokratik olmayan partilerden demokrasi getirmelerini beklemek bir hayaldir. Biz de buradan yola çıkarak mevcut hiç bir partinin hazırlamaya cesaret edemeyeceği bir parti tüzüğü hazırlıyoruz..
İleri ki süreçte Parti Meclisimizin aldığı kararlara teknolojik imkanlar kullanılarak tüm parti üyelerinin katılımı sağlanacak ve Doğrudan Demokrasi tüm sistemin temel felsefesi olacaktır. Bu modeli ülkenin yönetim şekli haline getirmek için çalışacağız.
Önümüzdeki süreçte parti kurucularımız, parti tüzüğümüz, çalışma felsefemiz, sistemimiz, parti programımız ile ilgili tüm bilgiler çeşitli vasıtalarla duyurulacak ve detaylıca anlatılacaktır. Yukarıda belirttiğimiz en temel ilkelerimizle aynı görüşleri paylaşan herkesi yetenekleri kapsamında, partimize üye olmaya ve birlikte çalışmaya davet ediyoruz..
" CUMHURİYET BİRLİK PARTİSİ " 
Uğurlu olsun diyoruz..
" CUMHURİYET BİRLİK PARTİSİ " 
Ülkemize, Ulusumuza ve Milletimize hayırlı uğurlu, kademli olsun...
Doğan Yazıcı
Cumhuriyet Birlik Partisi
Kurucu Genel Başkan
....."KAMUOYUNA DUYURULUR".....
Hareketimize kuruluşundan beri destek veren başta siz değerli Değerli Dostlarımla ve Kamuoyu ile paylaşmak isteriz ki...
Türkiye Değişim Hareketi; Kurucu Genel BaşkanDoğan Yazici ve 33 Kurucu Asil üye ile 26/ARALIK/2014 Tarihinde Saat : 14:00 da İstanbul`da Toplandı..
Toplantı Konusu : Ülke gündemi ve Hareket Stratejileri..
Toplantı Kararı : Ülkemizde son günlerde meydana gelen siyasi ve diğer gelişmeler hakkında bilgi alışverişinde bulunuldu. Siyasi gelişmeler kısmında , Sayın Mustafa Sarıgül`ün sonlandırdığı Türkiye Değişim Hareketi çatısı ile, Sayın Yaşar Nuri Öztürk`ün partisi ile birleşeceği ve Parti adının ise TÜRKİYE DEĞİŞİM PARTİSİ olacağı kesinleşmiştir. Türkiye Değişim Hareketi olarak Kurulacak bir parti ile İsim benzerliğinden dolayı, Oy birliği ile partileşme kararı alınmiştir..
İktidarın Türkiye Cumhuriyeti Devletini gerektiği gibi yönetememesi, Ülkenin bilinmeyen mecralara sürüklenmesi, Cumhuriyet ve Demokrasi rejimi ile birlikte Kişi Hak ve Hürriyetlerinin giderek kısıtlandığı görülmektedir. Ana muhalefet ve Muhalefet partilerinin İktidara alternatif politikalar geliştirememesi, proje partisi olmaktan ziyade iktidar ile karşılıklı atışmadan öteye gidemediği görülmektedir..
Tamamen taban Halk hareketi olarak başlattığımız bu süreçte, gücümüzü yine Halktan alarak diyoruz ki ; Türkiye Cumhuriyeti, Başta Kahraman Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve top yekün bir Halkın varoluş mücadelesi sonucu kurulmuştur. Şehitlerimiz Türkiye Cumhuriyetinin Tapu Senedidir. Türkiye Cumhuriyeti üzerinde yaşayan her dinden ve her dilden vatandaşları ile, Birlik ve Beraberlik ortamında varolmaya devam edecektir..
Kurulacak olan yeni Partimiz ile tamamen taban Halk Hareketi olan oluşumumuzu devam ettirmeyi ve Hedeflediğimiz Cumhuriyeti`ni Birlikte yeniden inşa etme arzusunu gerçekleştirmek istiyoruz.. Kurulacak olan Partimiz öncelikli olarak Teşkilatlanmasını tamamlayacak ve taban örgütlenmesini hızlandırarak 2019 seçimlerine hazırlanacaktır..
Parti ismi daha sonra kamuoyu ile paylaşılacaktır..
Partimizin; Vatana, Millete hayırlara vesile olmasını diliyorum..
Saygılarımla,
Doğan Yazıcı
Türkiye Değişim Hareketi
Kurucu Genel Başkan

24 Aralık 2014 Çarşamba

Ahmet Şimşek (İstanbul, Kartal) Koleji’nde velilere bir günde iki seminer verildi.

Amaç, farkındalık yaratmak!

İstanbul’un Kartal İlçesindeki Ahmet Şimşek Koleji’nde velilere bir günde iki seminer verildi.
Ahmet Şimşek Anadolu Lisesi’nde, Aile Paylaşım Seminerleri kapsamında “Ergenlik döneminde Ana-Baba Tutumları” ve “Madde Kullanımı” konularında iki ayrı seminer verildi.
Konferans salonunda gerçekleştirilen seminerlerin birincisi Ahmet Şimşek Anadolu Lisesi Rehberlik Servisi Koordinatörü Psikolog Fatma Kurban Demirkaya tarafından, ikincisi de İstanbul Emniyet Müdürlüğü, İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Madde Kullanımıyla Mücadele Büro Amirliği’nde görevli eğitmen Mehmet Özgür Zobar tarafından verildi.
Ahmet Şimşek Anadolu Lisesi Rehberlik Servisi Koordinatörü Psikolog Fatma Kurban Demirkaya, ailelerin çocuklarıyla nasıl ilişki kurması gerektiğini ve çocukların yaşlarına göre nasıl davranılması gerektiğini sinevizyon gösterisi ve skeçler eşliğinde anlattı.
“Olumlu geri bildirimler alıyoruz.”
 İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Madde Kullanımıyla Mücadele Büro Amirliği’nde görevli eğitmen Mehmet Özgür Zobar ise ailelere, öğrencilere ve yetişkinlere yönelik farkındalık yaratıcı eğitimler, seminerler verdiklerini vurgulayarak, “Ülkemiz doğu ile batı arasında merkezi bir konumda bulunmaktadır. Ülkemizin doğusunda ve batısında üretilen kimyasal maddeler ülkemizde de talep görüyor ve satışlar gerçekleşiyor. Bunları yakalamak, sokak satıcılarıyla mücadele etmek asli görevimiz ama öğrencilerimiz, gençlerimiz bunlardan nasıl uzak kalabilir? Meraklarını nasıl yenebiliriz? Talepleri nasıl azaltabiliriz? gibi konularda da farkındalık yaratıcı seminerler veriyoruz, projeler üretiyoruz. Etkinliklerimizden olumlu geri bildirimler alıyoruz. Bu da yararlı olduğumuzu ortaya koyuyor.” dedi.
“Önemli olan çocuklarımızla aynı dili konuşabilmektir.”
Ahmet Şimşek Anadolu Lisesi Müdürü Bora Esin ise, aile paylaşım seminerlerinin süreceğini belirterek, “Bu gün, iki önemli konuya dikkat çekmek için birlikteyiz. Madde kullanımı kötü bir konu ancak, çocuklarımız madde kullanmaya başladıktan sonra ah, vah çekmekle bir yere varamayız. Bu konuyu gündeme getirmeliydik. Ergenlik döneminde Ana-Baba Tutumları konusuna gelince; Ergenlerle ebeveynler arasında iletişim problemlerinin olduğu yüzde 90 kesin. Bazen onlara ulaşmada sıkıntılar yaşıyoruz. Çocuklarımızı hep beraber, daha iyi kucaklayabilmeliyiz. Önemli olan, onlarla aynı dili konuşup, onlar için en iyiyi yapmaktır.” dedi.
Ahmet Şimşek Koleji’nde seminerlerin ardından bir de kokteyl düzenlendi.













19 Aralık 2014 Cuma

Çağrı: Tüm Dünya Türkleri, Dernek, Kuruluş ve mensuplarına., Sefa M. Yürükel (Lahey-Kasım 2014)

Çağrı: Tüm Dünya Türkleri,  Dernek, Kuruluş ve mensuplarına.
Sefa  M. Yürükel (Lahey-Kasım 2014)
Ermeni Konusunda 2015 Anavatan Savunması için Görüş ve Eylem Takvimi Önerisi:
Bilindiği gibi 1. Dünya Savaşı sırasında gelişen ve 1915 yılında kendi vatanına ve milletine karşı düşman saflarında veya duşmanla işbirliği yaprak her türlü ihanet içerisinde olan Batı ve Çarlık Rusyası destekli Ermeni Hıncak ve Taşnak örgütlenmesi ve eylemlerine karşı, bir tür zorunlu savaş önlemi olarak, isyancı ermeniler ve destekçileride dahil: İç, Doğu, Güney ve bazı Batı ve Karadeniz Anadolu illerindende dahil olmak üzere zorunlu geçici ikamet amacıyla, Musuldan ve Lübnana kadar olan Osmanlı toprakları içerisinde kurulan yerleşkelere, gerekli zarururi önlemlerde elden geldiğince alınarak tehcir edilmişlerdir. Bu durum içteki düşman ve düşman işbirlikçisi faliyetlere karşı önlem olduğu gibi, aynı zamanda vatanına karşı yaygın ihanet içersinde olan ermeni etnik gurubuna mensup  ahalininde zarar görmesini engellemiş ve hayatını kurtarmıştır. Aynı zamanda bu durum Anadoluda İmparatorluğun çeşitli bölgelerinden zorunlu olarak gelen, savaş ve soykırımdan kaçan Türk ve diğer müslüman halklar içinde güvenilir bir bölge yaratma olanağını sağlamıştır. Zaten M.K. Atatürkte bu güvenilir bölgeye sığınmış, Amasya, Erzurum ve Sivasta kongreler yapmış, Kuvayı Milliye teşkilatları bu bölgelerde eğitilmiş,  Ankarada Meclisi kurarak Kurtuluş Savaşını bu güvenilir bölgeden başlatmış ve zafere ulaştırmıştır. Haklı ve uluslararası hukukada uygun olan bu Tehcir kararı Türk Milletinin kurtuluşunu sağladığı gibi içte barışıda sağlamıştır.
Tehcir kararı ile Ermeni etnik grubuna mensup olan ahalininde Emperyalist destekli icraatlarına bir son verilmiş ve  onlarında Irak, Suriye ve Lübnan ekseninde zorunlu ve geçici ikamet e tabi tutularak meydana gelebilecek intikam ve diğer istenmiyen saldırılardanda kurtarılmasını sağlamıştır. Alınan tehcir kararı ve uygulaması, dünya savaş tarihinin en insanı uygulamasıdır. İhanet içersinde olan kim olursa olsun savaş kuralları içersinde ölümle cezalandırılırken, Türkler kendi savaş geleneklerini uyguluyarak bir milleti ölüme mahkum etmemiş onları savaş koşulları değişene kadar ceza ve tedbir olarak geçici bir zorunlu ikamete mahkum etmiştir. Daha sonrada koşullar değişince geri dönüş kararı çıkararak tekrar Ermeni kökenli grubun mensuplarına ayrıldıkları yerlere geri dönme ve taşınmaz mallarını geri alma hakkı tanınmıştır.  Bu anlamda alınan tehcir kararı zorunlu yer değiştirmedir. Soykırım asla değildir. Zaten Nürmberg Mahkemesinede gelen ve Türkleri Soykırım yapmakla suçlayan bu Ermeni önerisi kabul görmemiş, Maltadaki bu konuda yapılan yargılamardada 150 Osmanlı lideri suçsuz bulunmuş ve en son Doğu Perinçekle ilgili  Ermeni Soykırımı Emperyalist bir Yalandır konusunu işleyen ve bu konuda Fransa ve İsviçrenin karşı tavrını eleştirerek mahkum edilmeye çalışılan davada Avrupa İnsan Hakları Mahkemeside aldığı  kararındada aynı vurguyu yapmıştır. Yani hiç bir hukuki merci  aldğı kararda bu soykırım diyememiştir.  Türkler aleyhine alınan Parlemento veya buna benzer kararlarda esas olarak ulusararası hukuka ve  konuyla ilgili Birleşmiş Milletler 1948 Sözleşmesine aykırıdır. Bu konuda var olan  belgeler ve bilgiler Türk Milletinin lehinedir. Bu konuda bir tereddüt yoktur. Bu konuda alınan Hukuksuz kararlar Emperyalist amaçlıdır. Bu kararlara karşı bu yüzden hukuk ekseninde mücadele edildiği gibi siyasi olarakta mücadele edilmelidir. Çünkü kararlar siyasidir. Uluslararası hukuku ve Türkiyeyi alınan siyasi kararlar bağlamaz.
1915 Olayları konusunda kısaca bu çerçeveyi çizdikten sonra Batı destekli Ermeni örgütlerinin ve Ermenistanın hukuk tanımayan iddaları ve faliyetleri 1915 den sonrada kesilmemiş  ve aldıkları emperyalist destekle katmerli bir şekilde, çıkardıkları kitaplar, diğer çeşitli yayınlar, terörist faliyetlerle devam etmiştir. Tehcir kararını alan Türk devlet büyükleri ve yıllar sonrada Türk diplomatları  ermeni Taşnak ve Hıncaklarının uzantısı olan ASALA vs. gibi terörist örgütlerin saldırılarında şehit edilmişlerdir. Bunun dışında, Sovyetler birliğinin dağılması sırasında Ermenistan, Azerbaycan Cumhuriyetinin Karabağ bölgesini işgal etmiş ve orada bulunan Azerbaycan Türklerine karşı Soykırım, İnsanlık Suçu, Savaş suçu işlemiştir.
Emperyalistlerce desteklenen ermeni örgütlenmeleri, kendi tabirleri ile Tanıtma, Tazminat ve Toprak talepleride dahil olmak üzere bir dizi taleplerinden vazgeçmeyerek hem Azerbaycan, hem Gürcistan ve Türkiyedende toprak istemektedirler. Bunun mümkün olmadığını onları destekleyen güçlerde bilmektedir. Fakat geçmişten bugüne gelen Emperyalist Doğu projeleri gereği ve  BOP eksenindeki yeni emperyalist emellerinden dolayıda, Kürt konusu gibi bu konuyuda kaşımaktadırlar. 1915 Ermeni tehcirini soykırım yapılmış gibi göstermek için tehcirin 100. yılı bahanesi ile Emperyalist devletlerle ve işbirlikçilerle birlikte büyük eylemlere hazırlanmaktadırlar.
Biz Türkler olarakta 1915 de alınan haklı tehcir kararını sadece savunmak için değil aynı zamanda 1. Dünya savaşı ve daha sonraki sıralardaki Ermeni örgütlerinin Emperyalistlerin planlarına uygun olarak Anadolu da, Karabağ daki işledikleri soykırım ve insanlık suçlarını ortaya çıkarmak ve bu suçları dünyaya duyurmak, kamuoylarını etkilemek, yönlendirmek ve ermenilerin yaptığı terörist faliyetlerde kaybettiğimiz lider ve diplomatlarımıza sahip çıkmak için bilgiye ve belgeye dayanan eylemsel taarruz  stratejisi ve politikası izlemeliyiz.
2015 yılını Anavatanı savunmak için Tehciri savunma ve emperyalizm destekli ermeni örgütlerinin 1915 de Anadoluda ve Kafkasyada, 1992 dede Karabağdaki  Türk ve Müslüman halklara karşı soykırım yaptığını anlatmak ve bununla beraber Ermeni terör örgütleri tarafından şehit edilen Türk lider ve diplomatlarını anmak ve onlara sahip çıktığımızı göstermek ve dünya kamuoyunu bu amaçlarla etkilemek, yönlendirmek  ve etkinlikleri bir takvime bağlamak için  benim bu konudaki önerilerim kısaca şunlardır:
1.         2015 Türkler için, 1914-15 ve 1992 yılında Emeryalist destekli Ermenilerin, Anadolu ve Karabağda yaptıkları Türk ve Müslüman soykırımlarını anlatmak için taarruz stratejisi geliştirmek olmalıdır.
2.         Taarruz stratejisi ve eylemliliği, Rus, Osmanlı, Fransız, Ingiliz, ABD, Alman ve diğer bilgi ve belgelere dayalı olarak Anavatan savunması ekseninde yapılmalıdır.
3.         28. Ocakta Strazburgda İnsan Hakları Mahkemesinde; Fransa, İsviçre, Ermenistan ve Ermeni örgütlerinin müdahil olarak yer alacağı ve bizim için lehimze ve büyük kazanç sayılan Doğu Perinçekin Ermeni Soykırımı Emperyalist bir yalandır konusunda daha önce aldığı önemli kararın temyizi ile beraber yapılacak olan duruşmada bizim merkezi olarak koordine edilip bütün dünyadan uçak ve otobüslerle giderek Mahkeme önünde olmamız gerekiyor. Davamızın arkasında olduğumuzu perçinliyerek bu anlamda Doğu Perinçek in savunmasında (esasında bir karşı taarruzdu) bizim lehimize olan tutumunu desteklememiz ve sahip çıktığımızın gösterilmesi gerekiyor. Ve acilen Sn. Doğu Perinçek in davada savunma yapabilmesi içinde yurtdışı çıkış yasağının hemen kaldırılması için T.C. Hükümetine çağrı yapılması ve bu konuda  mücadele edilmesi gerekiyor.
4.         28. Ocakta Strazburga gelemiyenler ise (Özellikle İskandinavya, Rusya, Türkiye , Azerbaycan ve Türki Cumhuriyetler , ABD, Kanada ve Avusturalya  vd. yerlerdekiler) bulundukları ülkelerdeki: Fransa, Ermenistan ve İsviçre Büyükelçilikleri ve diplomatik misyonlarının önünde protesto gösterisi düzenlemeli ve kapılarına siyah çelenk bırakmalıdır.
5.         Konuya ilişkin olarak 1914-1915 ve 19118-1920 yılları arasında yapılan Anadoludaki Türk ve diğer müslüman ahaliye yapılan soykırımlar ve 1992 yılında Karabağda ( v.d. bölgelerde özellikle  Türkmeneli, Ege adaları, Kıbrıs, Yunanistan ve Balkanlar vb. gibi bölgelerde dahil olmak üzere )Türklere yapılan soykırımlarla ilgili ortak anma yapmak için bir gün belirlenmeli ve bu günü tarihte ve günümüzdeTürklere yapılan Soykırımlara ilişkin olarak TÜRKLERE SOYKIRIM günü ilan edilmelidir. Benim önerim Talat Paşanın Berlinde Şehit edildiği 15. Mart günü buna uygundur.
6.         Ermeni örgütleri ve Emperyalistlerin siyasi ve fiili destekleriyle yapılan soykırımlarla ve insanlik suclarıyla  ilgili sorumluların tespit edilmesi ve tazminat anlamındada ve hukukende cezalandırılması için dosyalar hazırlanmalı ve gerekli mercilere bu konuda baş vurulmalıdır. Çünkü bir çok mağdur ve yakını bu konuda bilgisiz ve devletin ilgisizliğinden dolayı bu konuya eğilmemiştir. Bu yüzdende bu yakıcı  konu sanki kapanmıştır. Biz bu konunun kapanmadığını belgeler ile ortaya koyarak gerekli hukuk mücadelesini yapmalıyız ve dünya kamu oyunuda, yayınlar,  konferans, toplantı, gösteriler ve sergilerle etkiliyerek yanımıza çekmeliyiz.
7.         Ermeni terör örgütleri tarafından şehit edilen Azerbaycan ve Türkiye diplomat ve devlet adamları vuruldukları yerlerde ve günde toplu katılımlarla anılmalı ve şehit edildikleri yerlere birer prinçten, tunçtan yada mermerden anıt yada şilt dikilmelidir. Mezarları  ve vuruldukları yerler ziyaret edilmelidir. Ibadethanelerde  şehitlerin gıyaplarında mevlit okunmalıdır.
8.         Şehit edilen diplomatlarla ilgili dava dosyalarının açılması sağlanmalı ve müdahil olunmalıdır.
9.         Taarruz stratejisi gereği,  25-26 Şubatta Karabağ Türk soykırımı ile ilgili Ermenistan Büyükelçilikleri ve diğer misyonları önünde protesto gösterileri düzenlemeli, Büyükelçiliklere ve Konsolosluklara siyah çelenk bırakılmalıdır. Bu münasabetle Azerbaycan Büyükelçliklerine ve diplomatik misyonluklarınada kitlesel taziye ziyaretleri yapılmalıdır.
10.       Eylem yılı dolayısı ile vuruldukları gün dışındada  1. Mart 2015 tarihinde tüm şehit edilen Türk Devlet Büyüklerinin ve diplomatlarının vurulduğu yerlere çelenkler ve karanfiller bırakmalı ve bu konuda kitlesellik sağlanmalıdır.
11.       15. Martta  Talat Paşanın ve Dr. Bahattin Şakir ve Azmi Beylerin Berlinde  Vuruldukları yerlerden başlayan ve Avrupa çapında Berlin Merkezinde  kitlesel bir Miting yapılmalıdır.  Berlin Türk Şehitliğindeki mezarları kitlesel olarak ziyaret edilmeli. Tehcir savunulmalı ve Anavatanın haklı davasına sahip çıktığımız yaygın  Medya aracıyla dünyaya ilan edilmelidir.
12.       24. ve 25. Nisan günleri, Ermeni örgütlerinin eylem yapacağı  Türk Büyükelçilikleri ve diplomatik misyonları önünde kitlesel değişimli nöbet tutulmalı ve Dünyaya biz buradayız ve Anavatanı savunuyoruz denilmelidir.
13.       Tüm eylemliliklerde kitleselliğe önem verilmeli aynı zamanda medyada (sosyal, yerel ve uluslararası medyada) kendi fikir ve eylemimizin yer bulması için çalışacak ve görev alacak, bulundukları ülkeye göre iyi dil bilen 2015 yılı için bir ekip kurulmalıdır.
14.       Taarruz strajesi ve politikamızla ilgili olarak çeşitli dillerde sosyal medya ağları açmalı ve etkili olarak kullanılmalıdır.
15.       Eylemlilikler Türk Devletlerindeki, Rusya, Avrupa, Asya, Amerika , Afrika ve Avusturalyadaki Türkler tarafından ortak olarak koordine edilmelidir.
16.       Diğer milletlerden sivil toplum örgütleri, bölgelerdeki belediye meclisleri ve milli meclisler ziyaret edilemeli ve bizim fikrimiz hem yazılı hemde sözlü olarak ilgililere beyan edilmelidir.
17.       Medya ile ilişki kurup eylemlerimizin  etkinliğinin artırılması sağlanmalı ve özellikle Türk olmayan medyada yer alınması sağlanmalıdır.
18.       Yabancı medyada mümkün olduğunca konuya hakim kişilerin mülakat vermesi için çalışılmalıdır.
19.       Eylemlerde bulunduğumuz ülkelerde hukuk, siyaset, medya, toplantı, miting, örgütlenme ve eylemler için   guruplar oluşturulmalıdır.
20.       1915 olayları ve 1992 Karabağ soykırımları, Ermeni tehciri ile igili Türklere ve ayrıcada diğer milletlere yönelik hızlandırılmış belge ve bilgiler ışığında eğitimden geçen gruplar teşekkül edilmelidir. Yani 20 şer kişilik gruplara eğitim verilmeli ve her bölgede  bilgiye dayanan kalıcı bir potansiyel yaratılmalıdır. Bu konuda kitlemiz bu eğitimden geçenler sayesinde hızla bilinçledirimelidir.
21.       Bu çalışmalarda milli olmak tek şart olmalıdır. Mitinglerde ve etkinliklerde Türk, Azerbaycan vb. benzer bayrakların dışında bayrak olmamalı ve sloganlarda ve pankartlarda  önceden belirlenerek bu konularda ağız birliği yapılmalıdır.  Tabiki afişlerde düzenliyenlerin ve destekçi kuruluşların adları yer almalıdır. Ama sadece afiş ve bildirilerde bu yer almalıdır. Mitinglere değil. Ayrıca konu milli olduğu için her hangi bir siyasi yada sosyal grup bu konuda diğerinin önünde tutulmamalı buna kesinlikle müsade edilmemelidir. Konuşmacılar dikkatle seçilmeli ve herkese hitap eden olmalıdır. Buralarda güvenebileceğimiz sınanmış Türk olmayan konuşmacılara özellikle yer verilmelidir.
22.       Kitleselliğe önem verilmeli kendisini milli sayan hiç bir kuruluş ve şahıs dışlanmamalıdır. Bu konuda bizim dışımızdaki milletlerden dostlarında katılım sağlanmalıdır.
23.       Yapılacak faliyetlerle ilgili olarak, kişilerden ve kurumlardan, ticaret mensuplarından bağış toplanmalıdır. Bu konuda bir banka hesabı açılmalıdır.
24.       En son önerim ise, Avrupada bu konuda 2015 yılı için hem bulunduğumuz bölgelerle hemde diğer ülkelerde ortak anlık hareketleride sağlamak ve iyi etki yaratabilmek için merkezi bir sekreterya oluşturulmaldir.  Bunun Almanyada olması Türkler için hem merkezi olması dolayısı ile hemde yoğun türk nüfusu olması nedeniyle büyük bir avantaj sağlıyacaktır.
25.       Tüm bu önerileri  Avrupa, Rusya, ABD ve Kanada, Avusturalya daki ve diğer Türk devletlerindeki Türklerde kendi bulundukları bölgelerde gerçekleştirilmesi konusu çok acil bir konu olarak ele alınarak örgütlenmelidir.
26. 2015 için  Aylara yayılan bir plan üzerinde çalışılmalıdır.
Görüş ve fikirlerinizi aşşağıdaki eposta adresime yazabilir ve telefonla iletişim kurabilirsiniz.
Türk Milletinin Değerli fertleri ve örgütlenmeleri bu konuda acil kararlar alıp eylem hazırlıklarına başlamalı ve Türkler Ocak 2015 den itibaren karşı taarruz hareketini başlatmalıdır.
Bu önerimi mümkün olduğu kadar Türk Dünyası iletişim ağlarında yaygınlaşmasını önemle rica ederim.
Saygılar,selamlar, iyi çalışmalar, başarılar…...
Sefa M. Yürükel
Lahey Türklere Soykırımları Araştırmalar Vakfı Başkanı
Soykırım ve Terrorizm Araştırmacısı
Sosyal Antropolog ve Etnograf
sefamyurukel65@gmail.com
tel. 0031 634371012

11 Aralık 2014 Perşembe

KANADALI TÜRKLER’İN 100 YILDIR UNUTULAN TEHCİRİ Gönderen: Dr. Kayaalp Büyükataman; TURKISHFORUM Genel Başkanı, New York City-ABD

KANADALI TÜRKLER’İN 100 YILDIR UNUTULAN TEHCİRİ

Gönderen: Dr. Kayaalp Büyükataman
30 Kasım 2014 Günü Bugün Gazetesinde yayımlanan “Kanadalı Türkler'in 100 yıldır unutulan tehciri” başlıklı yazı internet yolu ile  bana da ulaşmıştır.  Yazıda yabancı belgelere atıf yapılmamış. Bu bakımdan ya Sayın Yazara ulaşılıp  talep edilmeli, veya, mesajımın bilgi hanesinde yer verdiğim Kanada’ da yaşayan soydaşlarımızın kurdukları  "The Federation of Canadian Turkish Associations” STK’ undan  temin edebilirlerse Kanada’ dan bize belge göndermelerini rica edelim. Bu hususu gerçekleştirebilirsek, önce en azından Kanada gazetelerine, Kanadalı parlamenterlere   mesajlar göndererek  Meclis ve Senato' nun onayladığı SÖZDE Ermeni soykırımı kararını protesto ederiz. ( Aşağıdaki bağlantılara bakınız). Saygılar, O. Tan
KANADALI TÜRKLER’İN 100 YILDIR UNUTULAN TEHCİRİ
Osmanlı hükumetinin 1915’teki Ermeni tehcirini yapmasından 8 ay önce Kanada hükumeti bir ‘Savaş Önlemleri Kanunu’ çıkardı ve 200 Türk'ü Osmanlı oldukları için esir aldı. Bin kilometre uzaklıktaki toplama kampına sürülen Türkler ne mektup gönderebildi ne de seslerini duyurabildi. Türk olmaktan başka suçları olmayan bu insanların bir kısmı topluca gömüldü.
Tarihimizle yüzleşmenin gerekliliğinin konuşulduğu bugünlerde Birinci Dünya Savaşı’nda Türk ve Müslüman oldukları için tehcir edilen Kanada’daki Türkler için en azından bir taziye mesajı beklemek hakkımızdır.
Birinci Dünya Savaşı’nın 100. yıl dönümünü hatırlamak ve özellikle savaşla ilgili az bilinen konulara değinen yazılara devam ediyoruz. Bu hafta Birinci Dünya Savaşı’nda Kanadalı Türk tehcir mağdurlarının unutulmuş hikâyesini anlatacağız. Bu hikaye İpek Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Işıl Acehan’ın çalışmasına kadar mezarları bile bilinmeyen insanlarımızın hikayesi. Osmanlı hükümetinin Ermeni tehcirini yapmasından 8 ay önce Kanada hükümeti bir “Savaş Önlemleri Kanunu” çıkarmış ve 200 Türk’ü Osmanlı oldukları için esir almıştı. Şimdi okuyacaklarınızdan sonra bu konuyla ilgili bir yüzleşme ve belki de bir özür bekleyeceksiniz.
EKMEK İÇİN AMERİKA VE KANADA
19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı vatandaşlarının hatırı sayılır bir kısmı geçimlerini temin etmek için Amerika kıtasına gitmeye başlamıştı. Güney Amerika’ya genelde Osmanlı Devleti’nin Suriye, Arabistan ve Afrika topraklarından Müslüman göçmenler gidiyordu. Kuzey Amerika’ya gidenler ise daha çok Ermeniler olmakla birlikte çok sayıda Müslüman Türk, Kürt vs. vardı. Savaş öncesinde sadece ABD’ye göç eden Osmanlı vatandaşlarının sayısı 70 binlere yaklaşmıştı. Bunların hikâyelerini iyi kötü biliyoruz. Ancak Kanada’ya giden bir avuç Osmanlı Müslüman vatandaşı hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz. Dr. Acehan’ın anlattıklarına göre gözden ırak ve yüzyıldır belleklerimizden silinmiş olan bu insanların çoğu bugün Erzincan’a bağlı olan Kiğı kazasındandı.
SÜRGÜN SEBEBİ: TÜRK OLMAK
10 Kasım günü askeri vagonlara doldurulan Türkler’in, bütün Osmanlı vatandaşlarının düşman muamelesi görmediğini anlamaları uzun sürmedi. Osmanlı vatandaşı olmalarına rağmen kendileriyle aynı iş yerlerinde çalışan Ermeniler ve Ortodoks Makedonlar tutuklanmamıştı. Hatta gazetede çıkan haberlere göre Türkler’in alıkonmalarının asıl nedeni Brantford kentinde yaşayan 400 Ermeni’nin korunmasıydı. Kanada, savaş ilan edildiğini duyan Türkler’in isyan edebileceğinden ve Ermeniler’e saldıracaklarından endişe etmişti. Yine bazı gazetelere göre Türkler’in yeni kurulan posta ofisine bombalı saldırı düzenleyeceklerine dair sayısız ihbar yapılmıştı. Hâlbuki çoğu okuryazar olmayan Türkler’in muhtemelen savaştan bile haberi yoktu.
BİR MEÇHULE YOLCULUK
Türkler önce 30 askerin eşliğinde karakola götürüldüler. Burada protestolar ve açlık grevleri oldu. Daha sonra kendilerine Toronto’da Stanley askeri barakalarına götürülecekleri söylendi. Ancak orada boş yer yoktu. Burada iki gün kaldılar. Sonra Kingston’da bulunan Fort Henry kalesine nakledilecekleri bildirildi. Tekrar tren vagonlarına bindirildiler. Kendilerini istasyonda binlerce meraklı kalabalık bekliyordu. Ancak Türkler tecrit edildiler ve kimseyle görüştürülmediler. Askerlerin vagonlara getirdikleri yiyeceklerle beslendiler. Daha sonra yaklaşık 1000 kilometre uzaklıkta ücra bir yer olan Kapuskasing’deki toplama kampına yolculukları başladı. Burası rayların bittiği ve kasım ayında Kuzey Kutbu kadar soğuk olan bir yerdi.
MEKTUP GÖNDERMELERİ BİLE YASAKTI
Kanada hükümeti kamplardaki insanlara tecrit uyguladı. 25 Kasım 1914'te yakınlarına akıbetlerini bildirmek isteyen Türkler’e Osmanlı İmparatorluğu ile haberleşme yasağı getirildi. Bir mektup bile göndermek yasaktı. Hâlbuki Suriye, Halep ve Deyrizor’da zorunlu iskâna tabi tutulan Ermeniler istedikleri zaman Amerikan Konsolosluğu’na gidebiliyor ve yardım alabiliyorlardı. İsteyenler Amerika’daki akrabalarına mektup gönderebiliyordu. Amerika’dan gelen mektuplar kamplarda sahiplerini bulabiliyordu. Ordu komutanı Cemal Paşa ordunun levazım deposundan Ermeniler’e gıda ve malzeme gönderiyordu.
NEDEN TEHCİR EDİLDİKLERİNİ ANLAYAMADILAR
Geçimlerini temin etmek için Kanada’ya göç edenler demir ve çelik dökümhaneleriyle meşhur Brantford şehrine yerleşmişlerdi. Vatanlarıyla tek bağlantıları belki de kazandıkları paraların bir kısmını ailelerine havale etmekten ibaretti. Buna rağmen 9 Kasım günü aniden kapıları çalındı ve kendilerine esir alındıkları bildirildi. Daha kötüsü tehcir edileceklerdi. Toronto Star gazetesinin konuştuğu Türkler kendilerinin Kanada vatandaşı olduğunu söylediler ve “Neden tutuklandığımızı anlayamadık” dediler. Bazıları vatandaş olalı 10 yıl olmuştu. Durum ertesi gün gazete manşetlerinden anlaşıldı. 5 Kasım günü Britanya Krallığı Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etmişti. Kanada teknik olarak İngiltere’nin düşmanını düşman bilmek zorundaydı. İşte 10 Kasım günü evlerinden alınıp götürülen 200 Türk işçinin dramı böyle başladı.
KENDİ KAMPLARINI KENDİLERİ YAPTILAR
Binbir meşakkatle ve yüzlerce kilometre yürütülerek esir kampına götürülen Türkler burada insanlık dışı muameleye tabi tutuldular. Günlerce vagonlarda yaşamak zorunda kaldılar. Çünkü ortada bir esir kampı bile yoktu. Bir Kanadalı muhafızın günlüğünden öğrendiğimize göre esirlere içinde kalacakları barakaları ve etrafındaki tel örgüleri yapmaları emredildi. Sürekli kar tipisi altında günlerce çalışan Türkler kamplarını inşa ettiler. Sağlıksız koşullar ve salgın hastalıklar yüzünden birçoğu hastalandı. Bazıları öldü. Birçoğu ruh sağlığını yitirdi. Kamp sakinlerinin akıbetleri hâlâ bilinmiyor.
MEZARLARI BİLE YOKTU
Bugün bu kamplarda yaşayanların akıbetleri hakkında hiçbir bilgimiz yoktur. Tek bildiğimiz suçları Türk olmak olan bu insanların bir kısmının Brantford kentinde Mount Hope Şehir Mezarlığı'nda topluca gömüldükleridir. Buraya “Turkish Plot” (Türk Bölümü) denilmişti. Mezar taşları bile bulunmuyordu.
SİVİL TOPLUM HAREKETE GEÇTİ
Dr. Işıl Acehan’ın araştırmaları sonrasında Kanada’daki Türk sivil toplum örgütleri harekete geçti. Yakınlarda bu insanlar için üzerinde Ay-Yıldız ve El-Fatiha ibaresinin bulunduğu mezar taşları dikildi ve mezarları belli oldu.
KAYITLARI SİLİNEN KANADALI TÜRKLER
Kanadalı araştırmacı Bill Darfler’in 1950’lerde Kanada hükümetinin Birinci ve İkinci Dünya Savaşı esir kamplarına ait tüm bilgi ve belgeleri imha ettiği söylenmektedir. Bu doğruysa, Kanada’daki bu Türkler ve kamplardakilerin akıbetleri hakkında daha fazla bilgiye sahip olmamız zor görünmektedir.
Fakat savaş öncesi nüfus kayıtları ve gazete haberleri sayesinde Bill Darfler onların hikâyesini kısmen yazmayı başarmıştır.
KANADALI TÜRKLER'İN YÜZYIL SIR OLARAK KALAN SIRLARI
Bundan yüz yıl önce kasım ayında Kanada hükümeti ülkede yaşayan Türkler’i, çoğu Kanada vatandaşı olmasına rağmen tutukladı ve süngü zoruyla tehcir etti. Bu kamplar Brantfordlu Türkler’in sonu oldu. Dr. Işıl Acehan’ın araştırmasına kadar kimse onlardan haberdar değildi. Şehir mezarlığında bir köşede adeta sır olmuşlardı.
KANADA'NIN YÜZLEŞME BEKLEYEN TEHCİR KANUNU
1914 yılının Kasım ayında Kanada hükümeti “Savaş Önlemleri Kanunu” adıyla bir kanun çıkardı. Bu kanun çerçevesinde İngiltere’nin savaş ilan ettiği ülkelerden gelen göçmenler tehcir kamplarına gönderildi. Aralarında Kanada vatandaşı olan Türkler ve Ukraynalılar çoğunluktaydı. Bunların akıbetleri meçhul kaldı
Prof. Dr. Kemal ÇİÇEK 
Alıntı Kaynağı: Bugün Gazetesi

13 Kasım 2014 Perşembe

Hakan Yılmaz ÇEBİ, *Toplumu Aydınlatma Hareketi, *Hazır Kıta Akademisi; İmza Günü, Söyleşi Duyurusu ve Kitap Fuarı'na Davet

ÇEBİ: (İMZA-SÖYLEŞİ) PERŞEMBE- CUMARTESİ- PAZAR (TÜYAP - BEYLİKDÜZÜ)

TÜYAP-BEYLİKDÜZÜ ETKİNLİKLERİMİZ 
LÜTFEN NOT ALINIZ:
1- CENNETE AÇILAN KAPI AYASOFYA: 13 Kasım - 2014 (Perşembe) 
İmza: 14:00 (WIZART 2. Salon No: 106) 
Konferans: 17:15 - 18:15 (Karadeniz Salonu) 
2- YAKAZA ADAMLARI: 15 Kasım 2014 (Cumartesi) İMZA: 14:00
3- YAKAZA ADAMLARI: 16 Kasım 2014 (Pazar) İMZA: 14:00 (SELİS-10. Salon-No: 301)
Hakan Yılmaz ÇEBİ
*Toplumu Aydınlatma Hareketi
*Hazır Kıta Akademisi

8 Kasım 2014 Cumartesi

Tanınmış, Gazeteci- Yazarlarımızdan Hüseyin Kahveci'nin son kitabı 'YEŞİL HÜCRELER' Togan yayınlarından çıktı.

Tanınmış, Gazeteci- Yazarlarımızdan Hüseyin Kahveci'nin son kitabı 'YEŞİL HÜCRELER' Togan yayınlarından çıktı.
Tanınmış, Gazeteci- Yazarlarımızdan Hüseyin Kahveci'nin son kitabı 'YEŞİL HÜCRELER' Togan yayınlarından çıktı.
Yazar Hüseyin Hakkı Kahvecinin son kitabı "YEŞİL HÜCRELER" Togan yayınlarından çıktı. Kahveci'nin bundan önceki kitabı "YÜZYILIN HİLESİ SANDIKTAKİ HÜLLE "Türkiye'de seçimlerde son on iki yıl süresince yapılan hileleri gündeme taşımıştı.Kahveci yeni kitabında Türk Demokrasi tarihinde "Türkiye Cumhuriyeti ve Radikal örgüt EL KAİDE zihniyeti" arasında yaşanan savaşın bugün Türkiye Cumhuriyetini El Kaide Cumhuriyetine doğru nasıl dönüştürdüğünü gizlenen belgeleriyle aktarıyor.Uğur Mumcu’nun çok ses getiren kitabı RABITA’dan sonra  Müslüman Kardeşler,AKP,El Kaide,Işid ve Rabıta’nın Türkiye Cumhuriyeti devletini dönüştürmek için yaptığı tüm operasyonlar belgeleriyle Kahveci’nin son kitabı “YEŞİL HÜCRELER” de yer alıyor.Kitap Togan yayınları tarafından yayınlanırken ,Tüm Türkiye’de kitabevleri ve internet üzerinden satışa sunuldu .
Kitabın yanıtım bülteni özeti ise şöyle ;
- Tc El-Kaide savaşının binlerce yıllık gerçeği.
- Türklerin kurduğu devletler neden yıkıldı?
- Nasıl Müslüman olduk.
- Arapların Türklere yaptığı katliamlar ve ihanetler.
- Çanakkale de Arap ihaneti.
- El-Kaide zihniyetinin Türkiye de ki iz düşümü.
- El-Kaide'nin hedefleri ile Akp'nin hedefleri aynı.
- Abd'nin Bop adlı planının tam tercümesi.
- İlk El-Kaide, Işid zihniyetli iz düşümlü partiler.
- Mnp ne söylediyse sonra El-Kaide tarafından söylenmişti. Akp tarafından mota mot uygulanıyor.
- 1976 yılında Pakistan da yapılan rabıta şeriat toplantısının Dünya siyasetinde ki meşhurları, Rabbani, Enver İbrahim ve Recep Tayyip Erdoğan.
- Wamy (Dünya Müslüman Gençlik Teşkilat) hepimiz Wamy'yle başladık.
- Uğur Mumcu haklı çıktı.
- Rabıta'nın sağladığı parayla millet vekili oldular.
- Gizlenen Rabıta raporu.
- Nato'nun yeni düşman konsept tanımlaması, kırmızı yerine yeşil.
- El-Kaide, Işid, El-Nusra gibi örgütlerin finansmanı. Ve daha fazlası 'YEŞİL HÜCRELER' Kitabında...

1 Kasım 2014 Cumartesi

ZAMAN, TASARRUF ZAMANIDIR... 31 Ekim, Dünya Tasarruf Günü, Prof.Dr. M. Ali Körpınar

Prof.Dr. M. Ali Körpınar
Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen milletler, önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istiklâl ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar.
Mustafa Kemal ATATÜRK
ZAMAN, TASARRUF ZAMANIDIR..
31 Ekim, 
Dünya Tasarruf Günü
Prof.Dr. M. Ali Körpınar
Değerli arkadaşlar,
Yeteri kadar tutumlu olamadığımız için güzel ülkemiz ve halkımız, zorunlu olarak borçlanıyor. Ve düşmüş olduğumuz borç durumu oldukça düşündürücü ve kaygı verici hale geldi. Nedya haberlerinden örnekler;
Özel sektör borca battı. Özel sektörün kısa vadeli kredi borcu 43,7 milyar, uzun vadeli borcu 166,5 milyar dolara çıktı. Haziranda toplam dış borç 210 milyar $’ı aşarak yeni bir rekora imza attı (20.08.2013-Cumhuriyet),
Fitch’ten borç uyarısı. Türk Bankalarının dış borcundaki artış, bankaları strese karşı kırılgan hale getiriyor (4.09.2014-Cumhuriyet),
Borç batağındayız. Türkiye'nin brüt dış borç stoku, yılın ilk yarısı itibarıyla 401,7 milyar dolar, net dış borç stoku ise 237,8 milyar dolar olarak gerçekleşti(30.09.2014- CNN Türk),
Tasarruf Hayal oldu. Geliri yetmediği için tasarruf edemeyenler %50 den %62 ye çıktı (18.10.2014-Cumhuriyet),
 Ve ne yazık ki hala;
Devlet olarak borçlanıyoruz!!!
Özel sektör olarak borçlanıyoruz!!!
Yerel yönetimler olarak borçlanıyoruz!!!
Vatandaş olarak borçlanıyoruz!!!
Yani borçlu bir şekilde yaşamaya alıştık galiba.
Değerli arkadaşlar,
Güzel ülkemize geçen yıl gelen, Uludağ-Ekonomi zirvesine katılan ve Dünyada KRİZ kâhini sayılan Prof.Dr. Nauriel Roubini, Türkiye gibi bir ülkenin %5 lik büyümeye ulaşması için Ulusal TASARRUF ve yeni yatırıma ihtiyacı olduğunu ve tasarruf artmadığı sürece, cari açık artmaya devam edeceğini vurguladı. Bu durumun da ülkemiz için ciddi bir risk oluşmasına neden olacağını belirtti. Yani ZAMAN TASARRUF ZAMANI.
BDDK 2014 haritasından İllerdeki ortalama tasarruf miktarı:
Değerli arkadaşlar,
Birçok alanda tasarruf yapmak elimizde. Yeter ki nasıl tasarruf yapılacağını bilelim ve çevremize anlatalım. Yazımın ekinde bulunan, 2005, 2008, 2010, 2011, 2012 ve 2013yıllarında dile getirdiğim ve de birçok yerde yayınlanan ÜLKE VE AİLE EKONOMİSİNE KATKI İÇİN TASARRUF OLANAKLARI listemi, 31 Ekim Dünya Tasarruf Günü olması nedeniyle yine sizlerin bilgisine sunmak istedim.
Umarım büyük bir borç batağına sürüklenen güzel ülkemiz ve çilekeş halkımız, öncelikle yakıt ve doğalgaz kaynaklı enerji tüketiminde  savurgan olmamaya özen gösterirler. 
Ayrıca tüm yönetici ve danışmalarının da halkımıza her alanda tasarruf konusunda örnek olmalarını bekliyoruz.
Sevgi ve saygılarımla 
Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
***
ÜLKE VE AİLE EKONOMİSİNE KATKI İÇİN,TASARRUF OLANAKLARI
BANKA İŞLEMLERİNDE:
Banka işlemleri bankamatik kartları ile son derece az ücretle yapılmaktadır.
Sanal kart sahibi iseniz, internet ile tüm işlemler ücretsizdir.
Birçok bankaca sağlanan alo diyalog (telefonla) işlemleri ile zaman ve havale ücreti kazancınız olur.
AYDINLATMADA:
Aydınlatmanın verimini arttırmak sureti ile elektrik giderlerinizi kısabilirsiniz. Örneğin devamlı ışık kullanmak zorunda kaldığınız alanlarda, %25 florasanlı ampule değişimi ile %50 tasarruf sağlanmaktadır.
Enerji koruyucu lambalarla aydınlatma maliyeti %75 azaltılabilir.
Kirli ve tozlu lambalar ile aydınlatma daha az olacağından devamlı enerji tüketilir. Bunu önlemek için lambalar sık sık kuru bir bezle temizlenmelidir.
Kullanılmayan ve gereksiz olan ampulleri kapatınız.
Daha fazla aydınlık için duvarları açık renk boyatınız.
Daha fazla gün ışığı için camları temiz tutunuz.
Çok sayıda düşük güçte lamba yerine, daha yüksek güçlü tek bir lamba kullanınız.
Aydınlatmada mümkünse transistörlü ışık ayarlayıcılar kullanınız.
Evden ve iş yerinden çıkarken ana şalteri kapatmayı unutmayınız.
Çevre aydınlatmalarında, güneş pilli ve fotoselli dış aydınlatma lambalarını kullanınız.
ALIŞ-VERİŞ YAPARKEN:
Eşdeğer malların alımı sırasında mümkün olduğu kadar yerli malı kullanarak, iç üretimin artmasına ve dolayısıyla işsiz sayısının azaltılmasına katkıda bulununuz.
Alışverişe çıkmadan önce ne alacağınıza karar verip gerçek ihtiyacınıza uygun bir liste yapınız.
Yüksek bedelli mal almadan, diğer piyasalarda da fiyat araştırması yapınız. Buradan yarı fiyata mal alabilmenizin mümkün olduğunu göreceksiniz.
Büyük mağazalara girdiğinizde, promosyon yapılan malların listesini görmeden alış-verişe başlamayınız.
Aç karnına, yiyecek alışverişine çıkmayınız.
Mümkün olan her yerde gereken şekilde pazarlık yapmayı unutmayınız.
Marketlerin indirim günlerinden faydalanınız. Diğer marketlerdeki fiyatları karşılaştırınız.
Marketlerin indirim kartlarından yararlanınız.
Kredi kartlarınızın hesap kesim tarihlerini bilerek, kendinize vade yaratmayı sağlayınız.
Gösteriş uğruna markalara teslim olmayınız.
Sezon sonu indirimlerden yararlanarak, gelecek yıla dönük ihtiyaçlarınızı karşılayınız. 
ULAŞTIRMADA:
Araç kullanırken gaz pedalını nazik davranın. Ani hızlandırma ve yavaşlamalarda %12 daha fazla yakıt tükettiğinizi anımsayınız.
Araç kullanırken camları kapalı tutunuz. Açık cam aracın hızının düşmesine ve fazla yakıt harcanmasına neden olur.
Motoru durdurmadan önce vitesi boşa alın. Aksi halde egsozdan tam yanmamış atık yakıt çıkar.
Taşıma sınırının üzerindeki 45 kg lık ek yük %7 fazla yakıt tüketimine neden olur.
Egsoz gazının mavi olması ve motor yağınızın siyah renkte olması aracınızın fazla benzin yaktığına işarettir. Motorunuzun periyodik bakımını yaptırın.
Hava filtresi, benzin filtresi ve bujilerinizin temiz olmasına dikkat ediniz.
Klimanızı gereksiz kullanmayın. Klimanın da yakıt tüketimini arttırdığını anımsayınız.
Sabah ve akşam araçla seyahatlerinizde, araç radyosundan trafiğe uygun olan yolları dinleyerek, güzergahınızı ona göre seçiniz.
Aynı iş yerine giden araç sahiplerinin, araçlarını nöbetleşe kullanmasını öneriniz.
Lastiklerin havasının uygun olmasına dikkat ediniz. İnik lastik fazla yakıt harcamasına neden olur. 
BUZDOLABINDA:
Buzdolabını gereğinden fazla soğuğa ayarlamayın. Aksi halde %25 daha fazla enerji harcarsınız.
Buzdolabını, soba ve ısıtıcılardan mümkün olduğu kadar uzak yere yerleştirin. Eğer mutfağın en soğuk yerine yerleştirecek olursanız, %15 enerji tasarrufu sağlayabilirsiniz.
Bir kase buz parçasını buzdolabının orta yerine koyarsanız, 3-4 gün süre ile %5 daha az enerji harcarsınız.
Sıcak yemeklerinizi buzdolabına koymadan önce, oda sıcaklığına kadar soğutarak dolaba koyarsanız ve buzluktan çıkardığınız yiyeceği yine buzdolabının alt katlarında tutarak eritecek olursanız daha az enerji harcarsınız.
Yiyecekler soğuğu, havadan daha fazla absorbe ederler. Bu yüzden buzdolaplarınızın içini mümkün olduğu kadar çok doldurunuz. Fakat hava akımının kesilmemesine de dikkat ediniz. Dondurucu kısma yerleştirilen malzemeleri, düzgün bir şekilde sıralayınız. Bu sırada tam olarak buzluğu dolduramıyorsanız, aralara buz kalıplarını yerleştiriniz.
Buzdolabına konan sıvıların üstü daima kapatılmalıdır. Aksi halde dolabın içindeki nem oranını artırırsınız. Bu durumda buzdolabının daha fazla çalışmasına sebep olur.
Derin dondurucudan çıkaracağınız donmuş bir malzemeyi, bir gün önceden alarak buzdolabının diğer gözlerine koyunuz ve orada çözülmeye bırakınız.Böylece çözünen malzeme buzdolabına soğukluk vereceği için dolabın daha az enerji harcamasını sağlamış olursunuz. Yani buzluktaki malzemeyi doğrudan açığa koyarak, boşuna enerji kaybına sebep olmayınız.
Buzdolabının düzenli olarak buzunu eritmek suretiyle, aşırı buzlanmanın önüne geçiniz. 5-6 mm kalınlıktan daha fazla buzlanmaya izin vermeyiniz. 
ÇAMAŞIR MAKİNALARINDA:
Çamaşır makinasında deterjan kullanımına dikkat edin. Tavsiye edilenden fazla miktarda deterjan koymayınız. Fazla deterjan çok köpük yaparak yıkamayı güçleştirir ve verimsiz yıkamaya neden olur. Ayrıca durulama sayısını da artırmak zorunda kalırsınız.
Tüm deterjanların üzerinde uygun yıkama sıcaklıkları belirtilmektedir. Ilık suda daha aktif olan deterjanları kullanırken, daha iyi temizleme yapsın diye belirtilenden yüksek sıcaklıklarda kullanmanız daha fazla enerji kaybı demektir.
Çamaşır ve bulaşık makinalarını yarı dolu veya aşırı doldurarak kullanmayınız.
Çamaşırları yıkarken çok sıcak su yerine 30-40 derecedeki suyu kullanırsanız elektrik masrafından önemli oranda TASARRUF etmiş olursunuz. Çünkü elektrik enerjisinin %90 dan fazlası su ısıtma sırasında harcanır. Bu yüzden çoğu çamaşırları sıcak suyla yıkayıp, ılık sıyla durulama yerine; ılık suyla yıkayıp normal suyla durulamakla temizleme işlemini yapabilirsiniz. Üstelik çok sıcak su ve aşırı kurutma giysileri tüylendirir ve yıpratır.
Çok kirli ve fazla lekeli çamaşırları önceden ıslatınız veya otomatik çamaşır makinasında ıslatma fonksiyonunu kullanarak ikinci kez yıkamayı kaldırabilirsiniz.
Çamaşırlarınızı kurutma makinasında kurutuyorsanız, fazla kurutmayınız. Çünkü hem daha fazla enerji harcar, hem de çamaşırlarınızın daha çok yıpranmasına yol açarsınız. Otomatik kurutmayı kontrol altında tutarak, aşırı kurutma yapmasını engelleyiniz.
 İLETİŞİMDE:
Telefonla konuşurken, indirimli saatleri tercih ediniz.
Ön ödemeli cep telefonu kartlarını tercih ediniz.
İnternetten kısa mesaj servisini kullanınız, BEDAVADIR.
Uzun telefon sohbetlerinden kaçınınız.
Bir kez aradığınızda telefon açılmazsa sonra arka arkaya aramayınız.
Mektuplarınızda ve tebrik kartlarınızda normal posta yerine mümkünse elektronik postayı kullanınız.
Uzak bir yere gitmeden önce telefonla, geleceğinizi ve görüşmenizi teyit ettiriniz.
 ELEKTRİKTE:
Koridor, hol, tuvalet gibi yerlerde 40 wattan yukarı ampul gereksizdir.
Enerjiden %66 tasarruf sağlayan mikrodalga fırın kullanınız. Bu fırınlarda pişirme 2-10 dakikada, ısıtma 10-30 saniyede gerçekleşir.
Yemek pişirirken fırının ve tencerenin kapağının kapalı olmasına dikkat ediniz.
Ev aleti alırken aygıtın enerji sarfiyatını göz önünde bulundurun.
Ev aletlerini kullanmadığınız zamanlarda fişte takılı bırakmayınız.
Özel fonksiyonu olan bir aleti satın almaya karar vermeden önce, daha sade modelleri ile arasındaki enerji tüketim farkını göz önünde bulundurunuz.
Ütüleme işini bitirmeden 5 dakika önce ütüyü prizden çekin ve işinizi ütünün içinde kalan ısısıyla bitirmeye çalışınız. Ütü yükünüzü azaltmak için çamaşırlarınızı kurutucudan nemli çıkarınız ve nemli olarak toplayınız.
Çamaşırlarınız asılı ise onları katlayarak toplarsanız yine ütü yükünüz azalır. Ayrıca ütü istemeyen kumaşlı çamaşır ve giyecekleri satın almaya gayret ediniz.
Saç kurutma işlemini mümkün olduğu kadar havlu ile ve makine kullanmadan yapınız. Saç kurutma makinasının 10 dakikalık çalışmasının, 60 watt’lık bir lambanın 3 saatlik yanmasına eşdeğer bir elektrik tükettiğini anımsayınız.
 YEMEK PİŞİRİRKEN:
Hiçbir zaman açık ve yayvan bir kapta su ısıtmayınız.
Elektrikli fırın kullanıyorsanız, fırını pişen maddenin pişme süresinden birkaç dakika önce kapatırsanız, kap ve ocağın kendi sıcaklığından da yararlanmış olursunuz.
Ağzı sıkıca kapanmış kaplar içerisinde yemek çok daha çabuk pişer.
Bir fırında, bir yerine birden fazla yemek pişirmeye gayret gösteriniz.
Fırınınızda çok gerekli olmadığı hallerde ön ısıtma yapmayınız. Yapsanız bile 10 dakikayı geçmeyiniz.
Fırının kapağını her açışınızda %20 oranında ısı kaybı olduğunu unutmayınız.
Donmuş yiyeceklerinizi fırında pişirmeden önce muhakkak buzdolabının alt gözlerinde veya dışarıda çözülmesini sağlayınız.
Yemeklerinizi olabildiğince düdüklü tencerede pişiriniz.
 ISINMADA:
Pencereler ısınma masraflarınızın %10-15’inden sorumludur. Pencerelerinizi ve camlarınızı değiştirmeseniz bile, ısı yalıtım performansını artırmaya çalışınız.
Evinizin ve çalışma yerinizin çatı, duvar, pencere ve kapılarının izole edilmesini sağlayınız.Binanızın ana girişinde mümkünse çift kapı kullanınız.
Odalarda yeterli sıcaklık sağlandıktan sonra kalorifer musluklarını kısınız veyatermostatlı vana kullanınız.
Radyatörün önüne ve üstüne kesinlikle eşya koymayınız. Ancak arkasına, duvarla radyatör arasına ısıyı yansıtan levhalar koyabilirsiniz.
Oda sıcaklığının 23-24 derece civarında olması yeterlidir. Bir derecelik fark %5-7 lik enerji tasarrufu sağlar.
Camlarınızı temiz tutarak, güneş ısısından mümkün olduğu kadar fazla yararlanınız. Güneş pencereden çekildiğinde ısı kaybını önlemek için perdeleri kapatınız.
Pencere ve kapı kenarlarından soğuk hava gelmemesi için gerekli tedbirleri alınız.
Klimalı yerlerde kapı ve camların kapalı olmasına dikkat ediniz.
Radyatörlerinizin temiz olması, üretilen ısının tozlar tarafından emilmesi önlenmiş olacaktır.
Kombi ve kalorifer kazanlarınızın kışa girmeden bakımını yaptırınız. Fazla doğal gaz yakılmasına engel olunuz.
 SU HARCARKEN: 
Fotoselli lavabo bataryaları kullanınız. Suyu boşuna akıtmayınız.
Sızıntı yapan, damlayan bir musluktan ayda yaklaşık 900 litre yani 1 metreküp’e yakın, yaklaşık bir ton su boşa akabilir. Bu tip damlayan bir musluğun altında bir kahve fincanı 10 dakikada doluyorsa, boşa harcanan su yılda 15 bin litreye özdeştir.
Site ve uydu kentlerde arıtma sistemlerinin kurulmasını sağlayınız. Böylece bahçe sulamalarında ve diğer ön yıkamalarda arıtma sularından yararlanılmasını sağlayınız.
Araç ve bahçe yıkamalarında mümkün olduğunca şehir şebeke suyunu kullanmayınız.
BULAŞIK YIKARKEN:
Bulaşıkları yıkarken 60 derecelik su sıcaklığı yeterlidir. Daha yüksek sıcaklık boşuna enerji kaybıdır. Makinada harcanan elektriğin %90’ı suyu ısıtmak için harcanmaktadır.
Yaz aylarında ısı ve nemi azaltmak için bulaşık makinasında sabah ve akşam saatlerinde yıkama yapılmalıdır.
Bulaşık makinası çalışırken mutfakta su kullanmamak, enerjiden ve dolayısıyla paradan tasarruf demektir.
Bulaşık makinasını tam doldurmadan yıkama yapmayınız.
Bulaşık makinalarında son durulamayı yaptıktan sonra kontrol düğmesini kapatınız, makinanın kapağını açarak bulaşıkların hava ile kendi kendine kurumasını sağlayınız. Böylece bulaşık makinasının enerji maliyetinden, %10 civarında TASARRUF sağlamış olursunuz.
Bulaşıklarınızı makinaya koymadan önce sıcak su ile durulamak yerine süngerle üzerlerindeki yemek artıklarını temizlemeniz yeterlidir.
YUKARIDA SAYDIĞIM ÖNLEMLERE İLAVE EDECEĞİNİZ BAŞKA ÖNLEMLER VAR İSE LÜTFEN BİLDİRMENİZİ RİCA EDİYORUM !!! 
M.A.Körpınar

24 Ekim 2014 Cuma

"ASLAN YÜREKLİ OLMAK" NE DEMEKTİR?..

Aslan yürekli olmak! 
Dişi (Anne) aslan avladığı ceylanı yemeğe başlarken, karnında yavrusu olduğunu fark eder. Yavruyu ölmüş ceylanın karnından çekip çıkarır, lâkin iş işten geçmiş, yavru çoktan ölmüştür. 
Anne (dişi) Aslan, Anne Ceylan'ın yavrusunu yavaşça yere koyar ve ağır adımlarla bir kenara çekilip uzanır...
Yukarıdaki fotoğrafları çeken fotoğrafçı uzun süre aslanın hareketsiz kalmasından şüphelenir. Ancak bir süre sonra bütün cesaretini toplayarak aslanın yanına yaklaştığında, hayretle onun öldüğünü görür.
Alır aslanı bir Veteriner’e götürür. Dişi Aslan’ın ölüm nedeni için karnını yaran veteriner, kalbinin patlayarak parçalandığını tespit eder....
Bu fotoğrafı gördükten ve altındaki bu yazıyı okuduktan sonra anladım ki; 
Aslan yürekli olmak: “Gücüne dayanarak senden zayıfların hayatına kast etmek değil; masum bir annenin ya da mazlum bir yavrunun ölümüne sebebiyet vermiş olmanın üzüntüsüne yüreğinin dayanamaması” demekmiş...
Bizim aslanlara (!) ithaf olunur.
“Aslan Yürekli Olmak” ne demekmiş, herkes bilsin…
Sahte, sanal, sahtekâr aslancıklara da kapak olsun.

30 Eylül 2014 Salı

Tarihin En Büyük İklim Yürüyüşü gerçekleştirildi...

Tarihin En Büyük  
İklim Yürüyüşü gerçekleştirildi...

22. Eylül Pazar günü İklim değişikliği eyleminde başta  New York olmak üzere Dünyanın dört bir yanındaki 2 binden fazla bölgede yüz binlerce kişi yürüdü. İklim değişikliğinin tehdit ettiği her şey için küresel duyarlık ve sevginin gösterildiği bu Eylem, temiz enerjiyle çalışan bir toplum yaratarak Dünyayı gelecek kuşaklar için kurtarmaya yönelik umutları kanatlandıran mükemmel bir Eylem oldu.
Yürüyüşe katılan BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'a 2 milyon imzalı Dilekçe sunuluyor: Tüm Dünya %100 temiz enerji kullansın!  


NewYork (Yukarıda) Londra, Berlin, Bogota, Paris, Delhi, Melbourne'dan eylem görüntüleri

22 Eylül 2014 Pazartesi

Prof. Dr. İbrahim Adnan SARAÇOĞLU’ndan; TIBBİ BİTKİLER REHBERİ

Prof. Dr. İbrahim Adnan SARAÇOĞLU’ndan
TIBBİ BİTKİLER REHBERİ
Yeni Kapak, Yeni Boyut ve Yeni Fiyatı İle…
Doğa asla çöp üretmez… Ne kirazın sapı, ne patatesin kabuğu ne de dalından düşen bir yaprak çöp değildir. Yaratılmış her şey bir nimettir ve onda insana faydalar (hikmetler) vardır.
Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu’nun kaleme aldığı “Tıbbi Bitkiler Rehberi” adlı bu kitap, doğanın insanoğlunun hizmetine sunduğu nimetlerin faydaları üzerine yazılmıştır.
İşte bu kitapta, şifa ve kür tarifleri ile öne çıkan bazı bitki ve sebzeler:
Lavanta, Nane, Testere Dişli Arslanpençesi, Beyaz Dut Kurusu, Karanfil, Tere, Dereotu, Çekirdekli Siyah Kuru Üzüm,  Patates, Kereviz-Maydanoz, Kırkkilit, Ebegümeci, Beyaz Lahana, Melissa (Oğulotu), Kekik, Kuru İncir, Hibiskus (Amber Çiçeği), Biberiye, Avokado, Asma Yaprağı…
DAĞITIM TARİHİ: 29 Eylül 2014
Metin SOYLU
Genel Yayın Yönetmeni
Gsm      : 0533 061 96 95
Tel         : 0 (216) 442 86 86
Fax         : 0 (216) 442 86 87
Adres    : Saraçoğlu Yayınları
Feyzullah Mah. Bağdat Cad. No:234/14
Maltepe /İstanbul

“BU YAZIYI KENDİNİ SEVENLER OKUSUN”, Mustafa Mete İSLAMOĞLU YAZIYOR

“BU YAZIYI KENDİNİ SEVENLER OKUSUN”
Mustafa Mete İSLAMOĞLU YAZIYOR
KAYA TUZ’U MUCİZESİ
“ GÜNLÜK KULLANILAN RAFİNE TUZ ve ZARARLARI”
Sofra tuzu yemeklerimiz için elektrolit sodyum sağlar. Bu mineral vücut içinde hücreler arası sıvı dengesinin sağlanması, kasların kasılması ve sinir iletilerin transferi için gereklidir. Tuz aynı zamanda sindirim sisteminde besinlerin emilimine yardımcı olmaktadır.
Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi günlük en fazla 2300 mg sodyum yani yaklaşık olarak 5500 mg tuz tüketilmesini önermektedir. Tuzun, özellikle de sodyumun yeterli miktarlarda tüketimi gerekli olmasına rağmen, çok fazla tuz tüketimi durumunda vücutta ciddi dengesizlikler ve bir çok ciddi hastalığın görülme riski artmaktadır. Fazla tuz tüketiminin vücutta yol açacağı başlıca zararlarına dikkat edelim lütfen…:
1. Yüksek Kan Basıncı (Hipertansiyon)
Kan basıncı, kanın arterlerin (atardamarlar) duvarlarına kalbinizin her atışında ne kadar basınç uyguladığını gösteren bir işarettir. Vücuttaki kan hacmi vücut içindeki devir daim halinde olan kan miktarını ifade eder ve kan basıncını belirleyen önemli bir faktördür. Böbreklerin idare edebileceğinden daha fazla miktarda tuz tüketilmesi durumunda fazla tuz suyu tutar ve kan hacmi artar. Bu da kan basıncının artmasına neden olur. Yüksek kan basıncı ciddi sağlık problemlerine neden olur ve ciddi bir erken belirti de göstermez. Yani içinde bulunduğunuz durumun farkında olamıyorsunuz.
2. Kalp Hastalıkları ve Felç
Çok fazla tuz tükettiğinizde ve kan basıncınız çok yüksek olduğunda, zamanla ekstra baskı damarlarınızı daha az elastik hale getiriyor.     
     Plak adlı yağ tabakalarının veya çöküntülerinin oluşmasını sağlıyor. Bu da damar sertleşmesine ve tıkanıklığına neden olmaktaymış. Damar sertleşmesinde damarlar daralarak ve duvarları kalınlaşarak kalbin daha zor çalışmasına ve sonuçta kalp krizi, kalp yetmezliği ve felç riskinin artmasına neden olur. Harvard Halk Sağlığı Okulu’na göre fazla tuz tüketimi felç riskini %23, kalp hastalıklarını ise %14 oranında artırmaktadır.
3. Vücudun Su Tutması
Sodyum doğal olarak suyu çektiği için, fazla tuz tüketimi vücudun sıvıları tutmasına neden olur. Vücudun suyu tutması rahatsızlık vermekle kalmaz, uzun vadede sağlığınız için tehlikeli olabilmekte. Belirtileri lütfen bakınız:
Ellerde ayaklarda ve bileklerde terleme
Eklem sertliği
Hızlı kilo alımı
Kiloda ani dalgalanmalar
Karın bölgesinin genişlemesi
Vücudun kronik olarak su tutması kalp yetmezliğine, böbrek hastalıklarına, akciğer hastalığına ve eklem yangısına sebep oluyor.
4. Dehidrasyon (Sıvı Kaybı)
Bol su tükettiyseniz fazla sodyum alsanız bile su tutulması görülebilir, fakat yeterli su almadığınızda ya da vücutta bir rahatsızlığınız varsa veya ilaç kullanıyorsunuz idrarınıza çok fazla su geçebilir bu da dehidrasyona (su kaybı) neden olabilir. Bu durumda vücudunuza aldığınız fazla sodyum hala dengeleyebilmek için suya ihtiyaç duyar fakat yemeğinizde yeterli su yoksa vücudunuz bu su ihtiyacını hücrelerden çekerek karşılamaya çalışır. Bunun sonucu da aşırı susama, bulantı, halsizlik, mide krampları, kusma ve ishal vakaları görülebiliyormuş.
5. Osteoporoz (Kemik Erimesi)
Sodyum vücudun kalsiyum emilimini ve kullanımını engeller. Bunun sonucu olarak da kemik kütlesinin kaybolmasına ve kemiklerdeki gözenek miktarının artmasına neden olur. Menopozdan sonrası kadınlar, diyabetliler ve kemik erimesi riski taşıyan yaşlılar tuz tüketimi konusunda oldukça dikkatli olmalıdırlar. Fazla tuzlu bir beslenme kemiklerde kırılma riskini ciddi oranda artırır ve diğer iskeletsel deformasyonlara neden olur.
6. Böbrek Bozuklukları
Vücutta kullanılmayan fazla sodyum ve kalsiyum idrara karışır. Bu da böbreklerin süzme yükünü artırır ve kristal oluşma ihtimalini yükseltir. Artan kan basıncı ve kan hacmi de böbreklere fazlasıyla zarar vermektedir. Ayrıca, fazla sodyum tüketimi idrara kalsiyum karışımın neden olur ve bu da böbrek taşlarının oluşumuna neden olur
7. Sindirim Hastalıkları
Sodyum vücutta kanın ve diğer sıvıların asit baz dengesini ayarlar. Çok fazla tuz asitlerin geri akışını tetikleyerek mide ekşimesine neden olur ve uzun vadede üst sindirim sistemine zarar verir. Çalışmalar fazla tuzlu yemek yeme alışkanlığının oniki parmak bağırsağı ve mide ülserinin ve kanser riskinin artmasına neden olur.
8. Elektrolit ve Hormon Dengesizlikleri
Fazla sodyum hem elektrolit hem de hormon dengesini bozabilir. Aşırı sodyum alımı sinir iletilerinin taşınmasını engelleyebilir ve baş dönmesi, kas krampları ve titreme gibi semptomları açığa çıkarabilir. Ayrıca algılamada bozukluğa, kafa karışıklığına ve depresif belirtilere yol açmakta fakat KAYA TUZUNUN İNSAN ÜZERİNDEKİ ÖNEMLİ ETKİLERİİNE GELİNCE..
İŞTE KAYA TUZU MUCİZESİ
Sağlığımız için yemek yaparken neden kaya tuzu tüketmeliyiz?
Tuz(Sodyum klorür-NaCl) vazgeçilmez bir besin katkı maddesidir. İnsanların kanında ve hücre özsularında belirli bir konsantrasyonda (derişimde) tuz bulunması hayati önem taşır. Aralarında yarı geçirgen bir zar bulunan iki sıvı arasında madde alış-veriş olur. Alış-verişin yönü derişimi çok olan maddenin, derişimi az olan tarafa geçmesi şeklinde olur. Bu olaya osmoz denir. Osmoz canlıların yaşamı için olmazsa olmazlardandır.
    Örneğin, kan kaybeden bir insana su vermezler, Damardan Tuzlu su (serum izotonik) verirler, bu serum 1000 gramında 9 gram tuz içeren bir çözeltidir. Kanımızda belirli oranda tuz bulunması aldığımız besinlerin emilimi ve hücrelere taşınması için gereklidir. Bu nedenle her gün belirli miktarda tuz kaya tuzu tüketmek zorundayız.
Yemek yaparken kullandığımız kaya tuzunun özellikleri nasıl olmalıdır?
 Ünlü ve çok eski bir tuz fabrikasının yetkilisi ile konuştuğumda aynen şunları diyordu…  kaya tuzu ile ilgili yaptığı açıklamada kesinlikle %100 saf ve doğal kaya tuzundan üretilen ürünlerin tercih edilmesini belirtirken beslenmemizde kullanacağımız tuzun şu üç özelliği taşıması gerektiğini de iletti.
Temiz bir kaynaktan alınmalı
Kaya tuzu, milyonlarca yıl önce doğanın tertemiz olduğu bir zamanda oluşmuş, üzerinde birikmiş toprak tabakası altında, hiç kirlenmeden korunmuştur. En temiz tuz kaynağıdır. Deniz ve göl tuzları gibi ağır metaller ve benzeri maddeler içermez.
Çok iyi bir şekilde rafine edilmeli
Safir Tuz Fabrikası, Türkiye’nin en eski kaya tuzundan rafine tuz üreten fabrikasıdır. Teknolojisini sürekli yenileyerek üretimini sürdürmektedir. Rafine ettiği tuz %100 kaya tuzu mineralidir.
Hijyenik koşullarda ambalajlanmalı
Yine bu tuzlar el değmeden sağlıklı ambalaj malzemeleri ile ambalajlanmaktadır.
Yaptığımız laboratuvar çalışmalarında, kendi kaya tuzumuzun Himalaya tuzu ile aynı özellikleri taşıdığı kesinlikle kanıtlamıştır. Denilmekte… eski insanları bir düşünün, her geçen gün nesiller küçülmekte  ve insan hayat kısalmaktadır. Buna göre beslenmemiz değişti,  yaşantımız değişti, hayat tarzımız değişti, ömürler değişti, iklimler değişti hülasa her şey değişti… 
Antalya bölgesi sorumlusu olan ve Türkiye’ye henüz girmiş bulunan ABD kökenli bir firmanın ürettiği beyin besini sıfatı verilen bitkisel bir ürünün bölge temsilcilerinden Sayın Türkan ECE hanımefendi ile geçen bir konuşmamda içtenlikle anlatıyor. Rafine tuz kullanmayın mümkünse kaya tuzu tüketin hatta bana bu konuyla ilgili bir yazı hazırlayın insanlar aydınlansın diyordu… 
Hastaneler dolup taşıyor, doktorların hiç boş vakti yok, eczanelerde kuyruklar var. Randevu almadan Dr. Görüşmek mümkün değil, ilaçlar ateş pahası, sağlığından şikâyetçi olmayan insan hemen hemen yok…
Şu insanlığın haline bir bakın.
Allah tüm insanlığın hakkında hayırlar nasip etsin hiç iyi günlerde değiliz. Nerden eline alsan elinde kalıyor.  Dökülüyoruz.
LÜTFEN KAYA TUZU KULLANALIM. SAĞLIKLA YAŞAYALIM. “HASTA BİR MİLLETTEN, SAĞLIKLI BİR TOPLUMA”
Selam ve dua ile

18-EYLÜL-2014